Size bir mucizeden bahsetmek istiyorum ama öncelikle kendi itirafımı yapıyorum. Evet, bende çoğu insan gibi Türk sanatçıları çokta yüceltmeyi hatta hak ettikleri ilgiyi gösteremiyorum. Bir sanatçıyı yüceltmek ilk o kişiyi bilmekle gerçekleşir bu kadar basit olduğunu düşünüyorum. Tarzını beğenmek bile demiyorum sanatta bu tip şeylere mecbur değiliz öncelikle emeğine saygı ve bilmek bahsetmek konuşmak. Tabi bunlar benim şahsi fikrim.
Eşref Armağan (d. 1953, İstanbul) doğuştan görme engelli Türk ressamdır. Yaşamı boyunca görmediği nesnelerin maket modellerine parmak uçlarıyla dokunarak onları başarıyla resmedebilmiştir. 'The Colors of Darkness' isimli ödüllü belgesele konu olmuştur. Ayrıca Real Super Humans isimli belgeselde de aynı şekilde kendisinden ayrıntılı bir biçimde bahsedilmektedir. Hiç görmediği nesneleri dokunduktan sonra resmedebilme yeteneği nedeniyle Harvard Üniversitesi nöroloji bilim dalından profesörler kendisinin beyin fonksiyonlarını incelemiş, bunun sonucunda Eşref Armağan'ın bir nesneye dokunduğunda beynindeki görülen cisimlerin algılanması ile ilgili bölümün harekete geçtiğine şahit olmuşlardır. Hakkında ünlü İngiliz bilim dergisi 'New Scientist'te makale yayınlanan Armağan yaşamını İstanbul'da kendisi gibi görme engelli eşiyle beraber sürdürmektedir(wikipedia)
Eşref Armağan için hazırlanmış belgesel yukarıda paylaşım sitelerinde çokça yayınlandı hala izlemediyseniz mutlaka izleyin derim.
Daha geniş bilgi ve Galerisi için http://www.esrefarmagan.com/index-tr.html ressamın kendi sitesi.
Birkaç örnek;
Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Kasım 2010 Perşembe
9 Kasım 2010 Salı
5 Kasım 2010 Cuma
Ressamlar Serisi-1 - Vermeer
Geçen yıldı sanırım klasik müziğe ilgi duyduğum sıralar. Dinlediğim şarkılardan büyük bir zevk duyuyordum fakat tanımlayamadığım bir eksiklik vardı. Galiba bu bilgi eksikliğinden kaynaklanıyordu. Rahat bir şekilde dinleyemiyordum. Daha sonra karar verdim her gün bir sanatçı ya da bir terim araştırıp gün boyu aklıma getirecek hatta onunla alakalı besteler dinleyecektim. Bir süre devam ettim ve daha çok bilgi daha çok araştırma istediği duydum. Sanatında bu yönü olduğunu düşünüyorum evet beğeniyoruz ama bir yerlerde bir şeyler eksik. Neden, nasıllar, sorular kafamızı yoruyorken odaklanamıyor olabiliriz. Ayrıca klasik bir değimde vardır insan bilmediğini sevemez. İstisnalar tabi ki var. Hem kafamdakileri toparlamak hem de sistemli bir şekilde bilgi edinme, araştırma güdüsünü tetikleme amaçlı ressamlara ve heykeltıraşlara ve belki ilerde mimarlara değinmek istiyorum.
Bu serinin ilk ressamını da Vermeer' e ayırdım bunun ilk sebebi tabi ki Vermeer' i sevmem. Bunun dışında Vermeer belli stili olan ve ayırt edilebilecek bariz özellikleri olan bir ressam. Araştırmamızın meyvesini rahatlıkla verebilecek bir ressam. Tam olarak bilmesem de filmlerde sanat yönetmenleri seviyor galiba ünlü ressamların tablolarını arka planda kullanmayı. Mesela ismini hatırlayamadığın bir aksiyon filminin müzede geçen bir sahnesinde Bosh' un eserlerini görüp tanımam beni çok sevindirmişti.
Son olarak yazı ilginizi çeker merak ederseniz Vermeer’i, elimizde hazır filmi de varken, izlemekte fayda var. İnci küpeli kız. Eminim filmi izlerken aklınıza resimler ve yazıdan bir şeyler gelecektir.
Johannes ya da Jan Vermeer
Delf şehrinde doğmuş, yetişmiş ve ölmüştür Hollandalı ressamımı. delf manzaraları resimleride var.
Ortaçağ döneminin en önemli ressamlarından biridir Vermeer de ölümünün ardından hatta çok sonraları keşfedilmiş ve değeri anlaşılmıştır. şimdi tablolarına paha biçilemiyor iken yaşamı boyunca sıkıntılar çekmiş ölümünün ardından ailesine borçlar bırakmıştır. on çocuğu olduğu billinmekle birlikte aile babası imajı yada o dönemin gözde konuları olan ev içi haller, insan ilişkileri aşk konularına değinmiştir. resimlerinde ışık çok iyi kullanılmış. renklere önem vermiş, parlak renkler, peygamberçiçeği mavisinden sarıya kadar pahalı boya maddeleri kullandığı resimleri üzerinde son derece dikkatli ve yavaş çalışmıştır.
Çoğu resimleri iç mekan olmakla birlikte, pencere kenarında benzer sahneler restmetmiştir.
Not: Filmde bu tür pencere önünde sahneleri sıkça görüyoruz. Ressamın çalışma odasından ilham aldığı ortada.
Çok tartışılan, Vermeer'in tablolarında rastlanan duru aydınlatmaları, ressamın camera obscura* kullanarak elde ettiğine inanılır. Bu etkiye örnek olarak Londra'daki Kraliyet Koleksiyonu'nda yer alan Beyefendiyle Birlikte Klavsenin Yanında Duran Hanımefendi verilebilir. Aynı çalışmasında kadının üzerinde duran aynanın yarattığı yansımalar ressamın optiğe olan merakının bir kanıtı gibidir.
Çalışmaları:
*Latince'de "kamera" "oda", "obscura" da "karanlık" anlamlarını taşır.
Güneşli bir günde, üzerinde minicik bir deliği olan bir odadan girdiğinizde, deliğin karşısındaki duvar yüzeyinde bir görüntünün oluştuğuna tanıklık edebilirsiniz. Bir sihir gibi görünmekle birlikte bu oluşum, eskiden beri bilinen basit bir fizik kuralına dayanır. Doğru boyunca yol alan ışık yansıtıcı bir objeye çarptığında, bazı ışık ışınları geri yansır. Yansıyan ışık ışınları çok ince bir malzemeden yapılmış çok küçük bir delikten saçılmaksızın geçebilirler. ( Bilgi:Tubitak bilim ve teknik )
![]() |
| İnci küpeli kız |
Geçen yıldı sanırım klasik müziğe ilgi duyduğum sıralar. Dinlediğim şarkılardan büyük bir zevk duyuyordum fakat tanımlayamadığım bir eksiklik vardı. Galiba bu bilgi eksikliğinden kaynaklanıyordu. Rahat bir şekilde dinleyemiyordum. Daha sonra karar verdim her gün bir sanatçı ya da bir terim araştırıp gün boyu aklıma getirecek hatta onunla alakalı besteler dinleyecektim. Bir süre devam ettim ve daha çok bilgi daha çok araştırma istediği duydum. Sanatında bu yönü olduğunu düşünüyorum evet beğeniyoruz ama bir yerlerde bir şeyler eksik. Neden, nasıllar, sorular kafamızı yoruyorken odaklanamıyor olabiliriz. Ayrıca klasik bir değimde vardır insan bilmediğini sevemez. İstisnalar tabi ki var. Hem kafamdakileri toparlamak hem de sistemli bir şekilde bilgi edinme, araştırma güdüsünü tetikleme amaçlı ressamlara ve heykeltıraşlara ve belki ilerde mimarlara değinmek istiyorum.
Bu serinin ilk ressamını da Vermeer' e ayırdım bunun ilk sebebi tabi ki Vermeer' i sevmem. Bunun dışında Vermeer belli stili olan ve ayırt edilebilecek bariz özellikleri olan bir ressam. Araştırmamızın meyvesini rahatlıkla verebilecek bir ressam. Tam olarak bilmesem de filmlerde sanat yönetmenleri seviyor galiba ünlü ressamların tablolarını arka planda kullanmayı. Mesela ismini hatırlayamadığın bir aksiyon filminin müzede geçen bir sahnesinde Bosh' un eserlerini görüp tanımam beni çok sevindirmişti.
Son olarak yazı ilginizi çeker merak ederseniz Vermeer’i, elimizde hazır filmi de varken, izlemekte fayda var. İnci küpeli kız. Eminim filmi izlerken aklınıza resimler ve yazıdan bir şeyler gelecektir.
![]() |
| Delf Manzarası |
Johannes ya da Jan Vermeer
Delf şehrinde doğmuş, yetişmiş ve ölmüştür Hollandalı ressamımı. delf manzaraları resimleride var.
Ortaçağ döneminin en önemli ressamlarından biridir Vermeer de ölümünün ardından hatta çok sonraları keşfedilmiş ve değeri anlaşılmıştır. şimdi tablolarına paha biçilemiyor iken yaşamı boyunca sıkıntılar çekmiş ölümünün ardından ailesine borçlar bırakmıştır. on çocuğu olduğu billinmekle birlikte aile babası imajı yada o dönemin gözde konuları olan ev içi haller, insan ilişkileri aşk konularına değinmiştir. resimlerinde ışık çok iyi kullanılmış. renklere önem vermiş, parlak renkler, peygamberçiçeği mavisinden sarıya kadar pahalı boya maddeleri kullandığı resimleri üzerinde son derece dikkatli ve yavaş çalışmıştır.
Çoğu resimleri iç mekan olmakla birlikte, pencere kenarında benzer sahneler restmetmiştir.
![]() |
| Bir Adamla İçki İçen Kız |
Not: Filmde bu tür pencere önünde sahneleri sıkça görüyoruz. Ressamın çalışma odasından ilham aldığı ortada.
Çok tartışılan, Vermeer'in tablolarında rastlanan duru aydınlatmaları, ressamın camera obscura* kullanarak elde ettiğine inanılır. Bu etkiye örnek olarak Londra'daki Kraliyet Koleksiyonu'nda yer alan Beyefendiyle Birlikte Klavsenin Yanında Duran Hanımefendi verilebilir. Aynı çalışmasında kadının üzerinde duran aynanın yarattığı yansımalar ressamın optiğe olan merakının bir kanıtı gibidir.
Çalışmaları:
![]() |
| Delte Bir Sokak |
![]() |
| Dikiş Diken Kız |
![]() |
| İsa Martha ve Mary'nin evinde (1654-1655) |
![]() |
| Klavsen Çalan Kız |
![]() |
| Pencere Önünde Mektup Okuyan Kız |
![]() |
| İnci Gerdanlığıyla |
![]() |
| Mektup Okuyan kız |
![]() |
| Klavsen Çalan Kız |
![]() |
| Su Kabı İle Genç Bayan |
![]() |
| Süt Koyan Hizmetli |
![]() |
| Ressamın Atölyesi |
![]() |
| Muhabbet Tellalı The Procuress (1656) |
Güneşli bir günde, üzerinde minicik bir deliği olan bir odadan girdiğinizde, deliğin karşısındaki duvar yüzeyinde bir görüntünün oluştuğuna tanıklık edebilirsiniz. Bir sihir gibi görünmekle birlikte bu oluşum, eskiden beri bilinen basit bir fizik kuralına dayanır. Doğru boyunca yol alan ışık yansıtıcı bir objeye çarptığında, bazı ışık ışınları geri yansır. Yansıyan ışık ışınları çok ince bir malzemeden yapılmış çok küçük bir delikten saçılmaksızın geçebilirler. ( Bilgi:Tubitak bilim ve teknik )
4 Kasım 2010 Perşembe
70 Million de Hold Your Horses !
Yükleyen logreproduction. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.
Ünlü tabloların canlandırılması.
Şarkı güzel, kliple uğraşılmış hem eğlenceli hem öğretici cinsten bir şey. Çağdaş Sanat dersimin final sınavında çıkmış bir soruydu. Evet eğlenceli bir sınavdı daha öncede demiştim tarih sıkıcı değildir özellikle sanat kısmı. :) Fazla yazıya gerek yok şarkının keyfine bakın. Dans edin, gülümseyin, sizde onlar gibi eğlenin.
Tabloların asıllarını merak edenler http://flavorwire.com/74342/hold-your-horses-name-that-painting bu adrese tıklasın!
Şarkı güzel, kliple uğraşılmış hem eğlenceli hem öğretici cinsten bir şey. Çağdaş Sanat dersimin final sınavında çıkmış bir soruydu. Evet eğlenceli bir sınavdı daha öncede demiştim tarih sıkıcı değildir özellikle sanat kısmı. :) Fazla yazıya gerek yok şarkının keyfine bakın. Dans edin, gülümseyin, sizde onlar gibi eğlenin.
Tabloların asıllarını merak edenler http://flavorwire.com/74342/hold-your-horses-name-that-painting bu adrese tıklasın!
31 Ekim 2010 Pazar
sanat tarihi-Terimler-Kompozisyonlar
Ehlikeyf'inde bana hatırlattığı bir terimle devam etmek istiyorum. Pieta sanat tarihinde ortacağ,gotik ve rönesans dönemlerinde sıkça karşımıza çıkabilecek bir kelime.ayrıca kompozisyonları ayırt etme için önemli bir ip ucu. Pietayı kendi kelimelerimde anlatmaya çalışıcağım.Hristiyan dini sahnelerinde İsa'nın çarmığa gerildikten sonra Meryem Ana'nın onu kucağında tuttuğu sahnedir.Sanırım örneklerle daha da pekişir.
Giotto, Arena şapeli, pieta freskosu. Freskoya kısaca ıslak duvar resmi diyebiliriz. Ortacağ dönemi.
Not: arena şapeli giotto tarafından yapılan ve dini kompozisyonlardan oluşan bir şapeldir. Küçük bir yapı olmasına karşın freskoları sayesinde sanat tarihi açısından önemlidir. İsa'nın doğuşu, müjde sahnesi, vaftiz edilişi, müneccimlerin secdesi gibi birçok ana sahne resmedilmiştir. Burda amaç okuma yazma bilmeyen halkı resimler sayesinden bilgilendirmektir.
Not: arena şapeli giotto tarafından yapılan ve dini kompozisyonlardan oluşan bir şapeldir. Küçük bir yapı olmasına karşın freskoları sayesinde sanat tarihi açısından önemlidir. İsa'nın doğuşu, müjde sahnesi, vaftiz edilişi, müneccimlerin secdesi gibi birçok ana sahne resmedilmiştir. Burda amaç okuma yazma bilmeyen halkı resimler sayesinden bilgilendirmektir.
Limburg kardeşlerin minyatür üslupta yaptıkları dua kitabından takvim bölümü. Kitapta Nisan ayını temsil eden sahne ve bir pieta örneği. Bu kitap ve üç kardeşten oluşan Limgurg kardeşler gotik dönemde önemli bir yer alır. Uzun bir konu olduğu için şimdilik bu kadar yeter.
GİOVANNİ BELLİNİ, PİETA
E.Quarton,pieta
Michelangelo Buonarroti,Pieta
Pieta diyince akla gelen ilk örnek Michelangelo’nun Pietasıyla bitirmek istedim.Kumaş kıvrımları detaylar harika.Michelangelo'nun titizliği ve sanat dehası belli oluyor.Eser 1499 yılında tamamlanmış şu an sanırım St. peter's basilicasında bulunuyor. Michelangelo ömrü boyunca resim, fresko, heykel ve edebiyatla uğraşmış. En önemli eserleri Sistine şapeli tavanı ve altar duvarı, meşhur Davut heykelidir.
Son olarak
Mmichelangelo'nun pietasına modern bir yorum olarak Dali'nin yaptığı resim. Biraz araştırırsak binlerce pieta kompozisyonu bulabiliriz.
30 Ekim 2010 Cumartesi
art & simpsons
Selam, bu blogdaki ilk yazım olması sebebiyle heyecanlıyım biraz. Gerginim desem daha mı doğru olur bilemedim. Sebebi şudur ki, formatı itibariyle sanat üzerine kurgulanmış olan bir bloga benim ne gibi bir katkı yapabileceğimi pek kestirebilmiş değilim. Yani Nil'in sanat tarihi dersleri sonrası öğendiklerini bana aktarması sonucu bir çok şey öğrendim tabi ki de -teşekkürler nil- ama gene de onun kadar yetkin değilimdir Saçmalayabilirim çekinmeyin düzeltin beni. Ama bak pieta'nın ne olduğunu doğru biliyorum. Cidden. Neyse efendim, saolsun ki nil bana "Sen kendi tarzınla yaz bişiler daha iyi olur öyle." dedi. Evet, bundan dolayı rahatladım.
Şimdi ne yazayım ne ekleyeyim diye düşünürken aklıma şöyle bir şey geldi. Bazıları ünlü ressamların elinden çıkmış ürünler bazıları da dünyaca ünlü grupların çoğu kişi tarafından bilinen albüm kapakları. Bunları almışlar böyle biraz değiştirmişler falan. Eğlenceli olmuş kanımca.
Salvador Dali'nin 'persistence of time' ıyla başlıyoruz.
Evet bu hale gelmiş. Aynı duyguyu veriyor ama sonuçta.
İkinci olarak, Edvard Munch' den 'scream'.
Lisa ve Maggie'nin saçları dikkatleri biraz üzerine çekse de Homer'ın kompozisyondaki duruşu gayet başarılı. Bart gene nerelerde diye sormaya kalmadan karşımıza çıkıveriyor kendisi.
Nirvana'nın 'nevermind' albümünün kapağındaki çocuk bakın kimmiş.
Evet Bart'ı da bulduğumuza göre artık tüm aileyi bir arada görebiliriz sanırım.
Beatles'ın sondan bir önceki albümünün ismine de ilham veren cadde ve orada çekilmiş olan bir fotoğraf, 'Abbey road'.
Çokda iyi olmuş çokda güzel olmuş.
Kapanışı ailenin reisi, evin direği Homer'la yapmak istiyorum. Tabii ki 'Da Vinci' yorumuyla huzurlarınıza geliyor. (Homer Homoneaderthelus)
28 Ekim 2010 Perşembe
Sanata dair
Mantegna, Aziz Sebastian
![]() |
| Ucello, Aziz George |
Sanat tarihinde sıkça kullanılan atribü kelimesini açmak istiyorum. Biraz genelden alırsam Sanatı anlamak, yorumlamak, bir şeyler katmak için tarihini öğrenmek olmazsa olmaz denilebilir. Aslında sanat tarihi, tarih sözcüğü ile bizi korkutmasın bizim ilkokul ve lisede öğrendiğimiz genel itibariyle korktuğumuz ve nefret ettiğimiz gibi değildir. İlk başlarda hafif kafa karışıklığı ve zorlanma hissetsek de zamanla o bize açılır ve bizim için merak, gizem ve eğlence gibi geri dönüşümleri olur. Bunun sonunda da artık bir gereklilikten çıkıp alışkanlık ve ihtiyaca dönüşür. Evet, kabul etmek gerek nankör bir şeydir tarih. Devamlı tekrar ve takip gerektirir.
Mantegna, Aziz SebastianBazı mesleklere 'ooo onu ömür boyu okumak gerekir' diyip soğuyabiliyoruz. Tarihe bakınca ilk başta tam tersi bir durum olduğunu düşünsek de tarihte devamlı büyüyüp yeni keşiflere sahip bir branştır. Kısacası her meslek gelişir büyür ve yeni besinlere ihtiyaç duyar.
Biraz fazla uzattım hemen atribüye geçelim. Atribü genel anlamı bir şeyin ayırt edici işareti ya da karakteristik özelliğidir. Sanat tarihinde anlaşılan ise betimlenen figürün hangi karaktere ait olduğunu anlamamıza yârdim eden detay, giysi ya da aksesuara verilen ad. Örneklerle detaylandırmak gerekirse...
- Hermes’in atribüsü kanatlı sandaletleri, elinde tuttuğu para kesesidir.
- Zeus yıldırım demeti, poseidon trident ve yahut hera tavus kuşu ya da kanatları.
Azizleri de buna dahil etsem hata yapmam umarım örneğin;
- Aziz Sebastiyan yarı çıplak erkek figürünün okla oluşu
- Aziz Bartholmew elinde yüzülmüş deri tutması
- Aziz Jerome kompozisyonda aslan figürü ya da kuru kafa bulunması
- Aziz George ejderha ile dövüşen bir figür
Michelangelo,Aziz Bartholmew
İlerleyen yazılarda kompozisyon ya da ressam incelemelerimizde örnekleri artırabiliriz. Atribülerden bahsetmişken klasik kompozisyonları anlamamıza yarayacak ipuçlarını da vermemek olmaz en yakın zamanda...
Biraz Sanat -1-
Sanat tarihine meraklıyımdır özellikle batı sanatı, resim ve heykel. Nedense maniyerist dönem çok ilgimi çeker. Aslında sanat tarihinde çok üzerine gidilmiş çok yer kaplayan bir dönem olmamakla birlikte modern dönemle bağdaştırdığımdan mıdır nedir benim ilgimi çeker. En sevdiğim heykeltıraş giacometti'de de modern maniyerist etki olduğundan belki de beni cezbediyor. İleriki yazılarımda sanatın tarihini daha çok açmayı ve kronolojik bir şekilde yazmayı planlıyorum ama şimdi kısaca maniyerist dönemden bahsetmek istiyorum.
Parmigianino(uzun boyunlu meryem)
Maniyerizm yaklaşık 1520-1580 tarihleri arasında ortaya çıkmış. Rönesansın getirmiş olduğu yetkinliğe karşı bir çıkış olmuş, kendisinden sonra gelen üslup ve akımlara ön ayak olmuştur. Artık ideal görüntü yerine sanatsal niteliğin araştırıldığı; figürlerin deformasyonu ile kendini belli eder ve özgün tarzlara doğru bir adım olarak belirir.
Her şey bir devinim halindedir. Olayın net olarak anlaşılması biraz zordur. Bu hareketlilik sanatçının fırçasından kaynaklandığı gibi figürlerin uzaması ve çeşitli pozlarla resmedilişinden de kaynaklanır. Bu o döneme değin rönesanssın uyumlu formlarının karşısında bir hareketti. Klasik sanattan baroka geçiş olarakta bilinir. Bireysel yorumlamalar, serbest duruşlar bu üslubun önemli özelliğidir.
maniyerrizmin temelinde deformasyon yatar. Uzama ve bu sayede daha estetik ve asaletli bir görünüş.
Parmigianino, konveks aynada portre
Tondo. Yine çok bilinen bir örnektir. Öndeki eli daha büyük, dışbükey aynadan gösterim olduğu için figür ona göre deforme olmuş. Odaya bakıldığında da tavan ve pencereler aynaya göre deforme olmuştur.
Yuvarlak bir kemer altında kalabalık figürlü bir sahne. Renkler mavinin kırmızının metalik tonları. En sağdaki figürün otoportre olduğu düşünülüyor. Figürler ince ve uzun, başları küçük. Ten renginin kullanımı bile farklı. Yüz ifadeleri ve ayrıntıcılık dikkat çeker.
· Mekân tam olarak belli değildir. Yapay ışık kullanımı ya da gerçek olmayan mekânlarla karşılaşılabilir. Mekândan ziyade figürler ön plandadır. Rönesans’ta olan denge, uyum ve simetri gibi özellikler bu dönemde bozulur. Renk kullanımında metalik renkler göze çarpar. Kalabalık sahnelerde figürler birbirine geçmiş gibidir. Bu da Barok’ta gelişecektir. Bu yüzden geçiş dönemidir. Işık genelde yüzeye yayılmıştır. Figürlerde donuk ifadeler göze çarpar.



















































